Bir Çocuk Nasıl Bu Noktaya Gelir?

 



Sessiz Çığlıkları Duyabiliyor Muyuz?

Son zamanlarda yaşanan okul saldırıları, hepimizi derinden sarsıyor.

Haberleri izlerken aklımızdan aynı soru geçiyor:

“Bir çocuk bunu nasıl yapabilir?”


Ama belki de asıl sormamız gereken soru şu:

“Biz neyi göremedik?”


Hiçbir çocuk bir sabah uyanıp “şiddet uygulamaya” karar vermez.

Bu tür davranışlar, çoğu zaman uzun süre görmezden gelinen duyguların, bastırılmış öfkenin ve derin yalnızlığın bir sonucudur.


Görülmeyen Duygular, Duyulmayan Çocuklar


Bir çocuk için en temel ihtiyaçlardan biri anlaşılmaktır.

Sadece fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması yetmez.

Sevilmek kadar görülmek, duyulmak ve ciddiye alınmak ister.


Ancak bazen çocuklar:

  • “Abartıyorsun” denilerek susturulur
  • Duyguları küçümsenir
  • Kıyaslanır ya da baskılanır


Ve zamanla şunu öğrenir:

“Benim hissettiklerim önemli değil.”

İşte bu noktada çocuk, kendini ifade etmek yerine içine kapanır…

Ya da bir gün, çok daha sert bir şekilde dışa vurur.


Sessiz Çığlıklar: Aslında İşaretler Vardı

Çoğu zaman bu tür olaylardan sonra geriye dönüp baktığımızda bazı sinyaller fark edilir:

  • İçine kapanma ve yalnızlaşma
  • Ani öfke patlamaları
  • Sürekli dışlanma hissi
  • Şiddet içeriklerine yoğun ilgi
  • Değersizlik ve görünmezlik duygusu

Ama bu işaretler çoğu zaman “ergenlik”, “geçici bir dönem” diyerek göz ardı edilir.


Oysa bunlar, bir çocuğun yardım çağrısı olabilir.


Sadece Aile mi?

Aile çok önemli bir yapı taşıdır, evet.

Ama tek başına yeterli değildir.


Okul ortamı, öğretmenlerin yaklaşımı, akran ilişkileri ve hatta toplumun genel dili bile bir çocuğun dünyasını şekillendirir.

Zorbalığın normalleştirildiği, duyguların bastırıldığı ve “güçlü ol” mesajının verildiği bir ortamda çocuklar ne hisseder?

Güçlü olmak için ne yapmaları gerektiğini yanlış öğrenebilirler.


Ne Yapabiliriz ?

Belki dünyayı bir anda değiştiremeyiz.

Ama bir çocuğun dünyasını değiştirebiliriz.


  • Onu gerçekten dinleyerek
  • Yargılamadan yanında olarak
  • Duygularını ifade etmesine alan açarak
  • Küçük sinyalleri ciddiye alarak


Bazen sadece şu cümle bile yeterlidir:

“Seni anlıyorum, anlatmak ister misin?”


Son Söz


Bir çocuğu kaybetmek, sadece fiziksel olarak değil…

Onu duygusal olarak kaybetmekle başlar.


Belki de artık sormamız gereken soru şu:

“Çocuklarımızı gerçekten görüyor muyuz?”


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DUYGULARIN SENİ YÖNETMESİN

Ben Nerede Kaldım?

Tükenmişlik Değil: Modern Dünyanın Dopamin Yorgunluğu